“Gayrimenkulde rekabet ‘ülke’ seviyesinden ‘şehir ve sistem’ seviyesine kayıyor”

“Gayrimenkulde rekabet ‘ülke’ seviyesinden ‘şehir ve sistem’ seviyesine kayıyor”

Küresel ölçekte yatırım kararlarının yeniden şekillendiği bir dönemde, yalnızca finansal teşviklerin değil; şeffaf, öngörülebilir ve hızlı işleyen sistemlerin belirleyici hale geldiği görülüyor. Gaboras’ın piyasa analizlerine göre, yatırımcı davranışındaki bu dönüşüm Türkiye için yeni bir fırsat alanı oluştururken, rekabetin odağı “ülke” seviyesinden “şehir ve sistem” seviyesine kayıyor.

Gayrimenkul piyasasında son dönemde gözlenen hareket, yalnızca fiyat ve talep dengesi üzerinden okunmuyor. Küresel yatırım akışlarında yaşanan yön değişimi, yatırımcıların karar alma kriterlerini de dönüştürüyor. Gaboras’ın piyasa gözlemlerine göre, yatırımcı artık kısa vadeli getiri beklentisinden ziyade; güven, şeffaflık ve sistem kalitesine odaklanıyor. Bu dönüşüm, yatırım rekabetini yalnızca finansal avantajlar üzerinden değil, daha geniş bir çerçevede yeniden tanımlıyor.

Bu yeni dönemde, yatırımcıların tercihlerini belirleyen unsurlar arasında şehir bazlı yaşam kalitesi, işlem süreçlerinin öngörülebilirliği ve yatırım ortamının şeffaflığı öne çıkıyor. Gaboras’ın analizleri, yatırım kararlarının artık makro göstergeler kadar mikro düzeyde şehir ve sistem performansına bağlı olarak şekillendiğini ortaya koyuyor. Bu durum, gayrimenkul piyasasında rekabetin doğasını köklü biçimde değiştiriyor.

Gaboras CEO’su Ruhi Konak: “Yatırımcı artık ülke değil, doğrudan sistem seçiyor”

Gaboras CEO’su Ruhi Konak, gayrimenkul yatırımında yaşanan dönüşümün geçici bir yön değişiminden çok daha derin bir yapısal kırılmaya işaret ettiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bugün yatırımcı davranışını belirleyen temel unsur artık yalnızca getiri değil. Yatırımcı, bulunduğu ülkenin sunduğu sistemi, sürecin ne kadar şeffaf olduğunu ve ne kadar öngörülebilir ilerlediğini satın alıyor. Bu nedenle rekabet, ülkeler arasında değil; şehirler ve sistemler arasında yaşanıyor.”

Konak’a göre küresel ölçekte öne çıkan şehirlerin ortak özelliği yalnızca finansal avantajlar değil: “Bugün Londra, Dubai veya Singapur gibi merkezler yatırımcıyı sadece vergi avantajlarıyla değil; eğitim altyapısı, yaşam kalitesi ve hızlı işleyen kamu sistemleriyle çekiyor. Bu şehirler yatırımcıya yalnızca bir mülk değil, bütüncül bir yaşam ve yatırım deneyimi sunuyor.”

Türkiye’nin bu yeni dönemde önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Konak, rekabetin yön değiştirdiğine dikkat çekti: “Türkiye, güçlü coğrafi konumu ve gelişen altyapısıyla yatırımcı için hâlâ cazip bir ülke. Ancak bu avantajı kalıcı hale getirmek için yatırım ortamını daha öngörülebilir, daha şeffaf ve daha hızlı işleyen bir yapıya dönüştürmek gerekiyor.”